Örenkale Köyü, Akdağmadeni/YOZGAT

Örenkale Köyü 66 Web Sitesine Hoş Geldiniz

N.Şimşek
    Öğrenci sınava yeteri kadar hazırlanmaz ya da elinde olmayan sebeplerle iyi hazırlanamaz, başarısız olur, kişisel olarak üzerine düşeni yaptığını zanneder, “Kader, başka yapacak bir şey yoktu” der.

Bulunduğu ortamın şartlarını doğru değerlendirmez ya da değerlendiremeyen kişi, özel hayatında veya çalışma hayatında başarısız olur, “Kader, elden ne gelir” der.
Direksiyon başına geçen kişi, nefsinin ve hırsının esiri olarak trafikte uygunsuz davranışlar sergilediği için kaza yapar,    “Kadere karşı gelinmez, yapılacak bir şey yoktu” der.
Birileri iş yerinde insanlarla uyumsuzluk yaşar, şartların gerektirdiği şekilde kendisini geliştirmez, dolayısıyla işinde başarısız olduğu için arzu ettiği haklara sahip olamaz, “Şansızlık işte, elimden daha fazla bir şey gelmiyor, yapamıyorum kısmet değilmiş” der.
Arsayı bedava bulduğu için dere ağzına ev yapar, yoğun bir yağmur sonucu gelen sel, evini eşyalarıyla birlikte alıp götürünce “Kadere karşı konulmaz” bahanesine sığınılır.
Yaşadığı çevrenin deprem bölgesi olduğunu bildiği halde daha ucuza bina yapmak için kaliteden ödün veren birçok insan kader ve yazgının arkasına sığınır.
Ailesiyle geçim sıkıntısı çeken bir birey, birlikte olduğu eş veya çocuklarıyla karşılıklı sevgi saygıyı oluşturamaz ya da karşısındaki kişilerin kişiliklerine ve insani haklarına saygı göstermez, bundan dolayı mutlu bir hayat düzeyi yakalayamaz, karşılaştığı olumsuz durumdan dolayı suçlu bulunmuştur, “Yazgımız buymuş” denir
Bu ve benzerlerini istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Saymakla bitirilemeyecek düzeyde benzer bahanelere sığınan insanlarla karşılaşmak sıklıkla mümkündür.
Genel olarak bakıldığında, insanlar karşılaştıkları olumsuzluklar karşısında kendilerini savunmaya çalışmasından başka bir şey değildir aslında. Sen üzerine düşeni yapma, şartlara uygun tedbirleri alma, sonra da karşılaştığın olumsuzluğu kadere, kısmete ya da yazgıya yükle. Yok, öyle kolay değil işin içinden sıyrılmak. Yükümlülüğünün gereğini yapsaydın belki de onların hiç biri başına gelmeyecekti. Veya olumsuzluğu çok daha hafif olarak atlatma imkânın olacaktı.
Kader deyince, insanın elinde olmayan, Allahın takdir ettiği ve karşı konulması imkânsız olan olaylar olarak bakılmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz konuların hangisi, insanın karşı konulamaz olaylara muhatap olmasını gerektirir acaba, iyi düşünmek ve doğru karar vermek gerek.
Hemen soralım. Allah yarattığı kullar arasında niçin ayrım yapar, bazılarına torpilli davranarak iyi şartlarda ve müreffeh yaşatırken, bazılarını yoksulluk içinde veya felaketlerle muhatap eder. Bazıları daha az çalışmasına rağmen rahat ve huzur içinde yaşarken, diğerleri çok çalışmasına rağmen yoksulluk içinde yaşar.
Her şeyi var eden Yüce yaratıcı bütün mahlûkatı yaratırken her birine değişik vasıflar vazifeler vermiş ve ona uygun yaşam ortamlarını sunmuştur. Bir istisna ile ki, o da insanoğlunun yaratılışıdır. İnsanları bütün yarattıklarından üstün yaratmış, onlara akıl, fikir ve bilinç verdiği gibi her şeyi yapabilmesi veya yapmaması konusunda da özgür bırakmıştır. Öyle bir özgürlük vermiştir ki, kendi yaratıcısını inkâr edecek kadar sınırsız bir özgürlüktür bu.
İnsan yaşadığı dünyaya veya ortama baktığında karşılaştığı her şeyi çift olarak görecektir; iyi-kötü, güzel-çirkin, faydalı-zararlı, olumlu-olumsuz, başarı-başarısız, mutlu- mutsuz, helal-haram, büyük-küçük, yumuşak-sert, az-çok, uzun kısa v.b. gibi sonsuz örnekler sayılabilir. Bu çiftlemeden kendisine uygun olanı almak insanın iradesine kalmış bir şeydir. Bir insanın kaderi, iyi dururken kötüye sahip olma şanssızlığında değildir. Bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek kendisinin oluşturdu şartlar bireyi o noktaya götürür.
Bilemediği için ya da yanlış tercihte bulunduğu için istediği yönde bir sonuç elde edemeyen insan, tercihini değiştirmek durumundadır, her zaman alternatif yollar denemesi gerekir. Ya da arzu ettiği noktaya sahip olan başka insanların gittiği yolu takip etmekte ayrı bir seçenek olabilir.
İnsan kaderini kendi oluşturur. Başarılı olmak, mutlu olmak, güzelliğe sahip olmak kişinin yaşadığı ortamda kullandığı tercihler sonucunda elde edebileceği olgulardır. Bunların evrensel bir ölçü birimi de yoktur zaten. Göreceli kavramlardır. Neye veya kime göreliği tartışılan olgulardır. Önemli olan uygun yerde doğru olana sahip olmasını bilmektir. Bu sayede, insanın yaşadığı dünyadan zevk alması ya da almaması gibi bir durum ortaya çıkar.
 
KADER
Sözlüklerde ölçü, neyin ne zaman, nasıl ve ne miktarda yapılacağı anlamına gelir. Kader, daha mahlûkat yaratılmazdan önce Allah’ın ezeli olan ilmi ile olmuş ve olacak her şeyi bilmesidir. Olmuş ve olacak her şeyin Allah katında malum olmasıdır kader. Sonradan bu malumatın vukua gelmesi, yani insanların iradeleri sonucu meydana gelmesiyle kaderin oluşmasına ise kaza denmektedir.
Kader konusunda kim ne biliyor, ne kadar doğru biliyor ona bakmak lazım. Öncelikle tamamına yakını Müslüman olan toplumun bireyleri, İslam’ın şartlarından olan “Kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmak” şartını ne kadar doğru algılamış, anlamış ve anlamaya devam ediyor, onu irdelemekte yarar var.
Kader, bir dayatma değil, tercihin ne yönde kullanılmasıyla ilgilidir. Yüce Yaratıcı hiçbir insanı yapabileceğinden alıkoymaz, yapamayacağını da ona yüklemez. Sonsuz adalet sahibi olan Allah, bütün varlıklar içinde üstün bir vasıfla yarattığı kulları arasında ayrım yapmaz, ancak onların yeteneklerine göre rol dağıtmıştır. İnsanoğlu kendine çizilen rol gereği üzerine düşeni yapacaktır. Yapacaklarının kararını bizzat insanın kendisi verir. Kişi karar verme iradesine ve yapma gücüne sahiptir. Yaptıklarının doğru ya da yanlış olması tamamen kendi mesuliyetindedir. Seçme özgürlüğünü hangi yönde kullandığı hiçbir gücün tesirinde oluşmaz. Bilgi, beceri, kabiliyeti ve nefsinin arzusu doğrultusunda neyi yapıp yapmayacağının kararını vermek ve uygulamak insanın iradesi dâhilindedir. İradesini kullanarak yaptıklarının mesuliyetini başkasına yüklememelidir, yükleyemez.
Kişinin, zekâsını, zihnini, aklını ve bunlardan hâsıl olan kabiliyetlerini nasıl değerlendireceğine ezelde bir program çerçevesinde karar verilmiştir. Zamandan münezzeh olan Yüce Yaratıcı, geçmişi ve geleceği aynı anda gördüğü için insanların yapacaklarını da görür ve bilir. O’nun eşya ve olaylara karşı kuşatıcı bilgisi kaderi bilmesinin izahıdır.
Allah istemedikçe kul hiçbir şey yapamaz, doğrudur. Her şey Allahın bilgisi dâhilinde gelişir. İnsanların hangi yolu takip ettiğinde ne tür bir sonuçla karşılaşacağını bilir ancak, insanın neyi yapıp yapmayacağına ve seçeneklerden hangisini uygulayacağına Yüce yaratıcı müdahale etmez. O insanlara akıl, fikir ve irade gücü vermiştir ve yaptıklarıyla da sorumlu tutmuştur. Sorumluluğunu yönetecek bilinç verdiği insanın yaptıklarını bilir ancak hangi yönde gelişeceğine karışmaz. İnsan özgür iradesiyle yapmak istediklerini yapar.
Olayları bu bilgiler ışığında ele alacak olursak, insanların yapamadıklarının ve yanlışlarının hiçbir bahane arkasına sığınmayacak şekilde kendilerine ait olduğunu bilmesi gerekir. Kader deyip geçme şanslarının olmadığını bilmelerinde yarar vardır. Kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğini bilmekle beraber, hayrı ya da şerrin oluşmasında kişinin bizzat kendi iradesinin rolü olduğunu, yüce yaratıcının hayrı ve şerri seçmelerinde insanlar arasında farklı davranmadığını bilmek gerekir. Oluşan farklılık kişilerin bilgi, yetenek ve kabiliyetlerinin yanında nefislerinin arzu ve isteklerinin de önemi ve etkisi vardır.
Hangi yol ve yöntemin uygulanmasıyla nasıl bir sonuç alınacağı Allah’ın bilgisi dâhilindedir ancak, bu yol ve yöntemi seçen o yönde irade kullanan insanın bizzat kendisidir. Edindiği bilgiler sayesinde; yararlı/zararlı, olumlu/olumsuz, iyi/kötü, helal/haram v.b. olguların hangisinin gelişeceğini aklını kullanarak uygulamaya karar verecek olan insandır.
Bilgisizlik, cahillik, aklın sesini dinleyememe, nefsin olumsuz isteklerine ya da hırsın yıkıcı arzularına karşı koyamama gibi yanlış yönde kullanılan irade sayesinde elde edilen sonucun tek mesulü vardır, oda bizzat karar verme noktasında olan insandır. Burada kaderin bir rolü yoktur. Kader, olayların hangi yönde gelişeceğini önceden bilen yaratıcının bilgisi dâhilinde oluşudur. Varılan sonuca Yüce Yaratıcının herhangi bir müdahalesi yoktur.
Sonuç olarak, insanların yaşantılarında karşılaştıkları olaylar ve sonuçlarıyla; kişisel olarak kabiliyet ve becerilerinin, arzu ve isteklerinin, sonuca ulaşılmasında gösterdikleri gayret ve çabanın doğrudan ilişkisi olduğunu bilmeli, yaşantılarını arzuları yönünde sürdürebilmek için iradelerini doğru yönde kullanmalıdırlar. O takdirde, karşılaşılan olumlu ya da olumsuz olayların tek sorumlusu insanın bizzat kendisidir. Olumlulara sahip çıkarken, olumsuzlukları başkasına yüklemeye veya başka sebeplerin arkasına sığınmaya kimsenin hakkı yoktur. İnsan kaderini bizzat kendi oluşturur.
www.nazmisimsek.azbuz.com

Fikrinizi paylaşın, öneride bulunun...
Üye iseniz lütfen önce siteye giriş yapınız.

  İsim[Zorunlu alan]

  E-Posta[Zorunlu alan]

Önemli Not:Yorumlar site yöneticisi tarafından incelenir, uygun olmayanlar silinir.