Gezdim Akdağ’ı -1
Mahallesi çoktur, gelmez hesaba,
Ondört de mezra ekle unutma ha;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ıHer yıl yapılır yaylalarda şenlik,
Dostça yaşanır, yoktur senlik benlik,
Fidan üretiyor, kurulu çiftlik;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Tarihtir bize “Muşalikalesi”,
“Ortaköy’” den almalı patatesi
Üç mezraya sahip “Şahnaderesi”;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Karacaören’de var buz gibi su,
Taspınar’a adını veren de su
Kana kana iç, dokunmaz doğrusu;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı.
Bambaşka Çiçekliçayır yaylası
İlle de “Akçakışla”nın meyvası,
Dile destan “Alicik”in fıkrası;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
“Maşlahlı”, “Dereyurt”, “Veziralan”ı,
“Bozhüyük”, “Yazılıtaş”, “Çağlayan”ı
Çamlarla kaplıdır hep, dört bir yanı;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Göndelen ki; doğar tâ “Başçatak”tan
Göbelek ayrılmaz sanki kavaktan
Dağı, yaylaları birer gülistan;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Hakkı Yurtlu
Gezdim Akdağ’ı- 2
İlçeyi resmeyler “Tekkegüneyi”,
Ormanla kaplı kuzeyi güneyi;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Araziden de yoksundur “Kılıçlı”,
Taşıyla ünlüdür “Abdurrahmanlı”,
Muhtesip’miş bir zamanlar “Ağaçlı”;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
“Paşabey”, “Sağıroğlu”, “Yünalan”,
Bitmez “Kayabaşı”ndan selam salan,
“Sazlıdere” den “Olucak”a dolan;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Kitap olup, yazılmış şirin KÖRÜK,
Gelip, yerleşmiş ekrad, türkmen, yörük,
Yayla gibidir serin eser “Güllük”;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı.
Mahyanlı’lara yurt olmuş “Altılı”,
“Gökdere”yle birdir “Hacıfakılı”,
Güreşlerde ün salan “Arslanlı”lı;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
“Kırlar”la kardeştir komşu “Konacı”,
“Eynelli”den önce gelir “Halhacı”,
Muhtar “Demirşeyh”li Rahime bacı;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Hakkı Yurtlu
Gezdim Akdağ’ı- 3
İsimleri değişmiş birer birer,
Kalesi var da bilinmez “Gündüzler”;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Bir boydur “Dokuz” oğuz türklerinden
Gelip yerleşmişler Şam’dan Halep’den
Hamamıyla ün saldı “Karadikmen”;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
“Tarhana”ya uzanır madenözü,
Turşuda birincidir “Oluközü”,
Harmana dikilir rençberin gözü;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Çinko-Kurşun yatağıdır “Karapir”,
Bahar mevsiminde salep sökülür,
“Davulbaz”lı, göbelekle bilinir;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
İki geçeden oluşur “Bahçecik”,
Hep kurumutla tanınır “Pazarcık”,
Aşağıboğazda “Çardak”, “Boyalık”;
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Nohutta önde gelir “Yeniyapan”,
Çukurda yer alır “Hüyüklüalan”
“Yeşiloymak”ı görür “Ardıçalan”,
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Sebze denince anılır “Çaypınar”,
“Özer”de pek çok soğuk pınar,
İzciler, arıcılar mekan tutar,
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Hakkı Yurtlu
Gezdim Akdağ’ı- 4
“Sekikaşı”ndan bol bol su fışkırır,
“Hayran” meşhur “Tekkesi”yle tanınır,
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
“TAT” deriz “Karahisartatlısı”na,
Çakallıözü uzanır tarlasına,
Bakar; “Karaçokrak” komşusuna,
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
“Belekçehan”, “Oluközü”, “Umutlu”,
Hepsi de kasana ne mutlu,
Hedik yenir fasulyeli nohutlu,
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
“Evci-Kurdini”, derken “Okçulu”,
Altı maden, üstü ormanla dolu,
Çok değişti Kabut, şimdi “Bulgurlu”,
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Üç tanedir “Kaçak”, unutma bunu;
“Karaali”, “Bayezıt” bir de; “Kuşlu”,
Güzegâhtadır; “Melikli”, “Davutlu”,
Bir uçtan bir uca gezdim Akdağ’ı
Hakkı Yurtlu
Hoşgeldiniz YOZGAT’a
Adı konusunda çoktur rivayet
Belde çok, on üç ilçeden ibaret
Hoş geldiniz Yozgat’a, sayın Valim
Çapanoğlu kurmuş, büyüktür şanı
Havası soğuk; sıcaktır insanı
Pek meşhurdur Kazankaya soğanı
Hoş geldiniz Yozgat’a, sayın Valim
Altı üz seksen bin, genel nüfusu
Yüz altmış beş şehir verdi doğrusu
Yakındır Ankara, Sivas doğusu,
Hoş geldiniz Yozgat’a, sayın Valim
Çapanoğlu Camii, saat kulesi
Nefes’tedir Tavium harabesi
Çamlık Milli Parkı, doğanın sesi
Hoş geldiniz Yozgat’a, sayın Valim.
Sekili’nin tuzu, Cehrilik gülü,
Çeşka Kalesi’nde yer altı gölü,
Testi kebabı, yemeklerin gülü
Hoş geldiniz Yozgat’a, sayın Valim.
Sorgun’da maden var, Akdağ’da orman,
Sarıkaya’da ılıca; açıktır her zaman
Gitmez çamlığın başındaki duman
Hoş geldiniz Yozgat’a, sayın Valim
Çekerek’te deprem oluyor bazen,
Lise Caddesi’nde çoktur boş gezen
Ediptir insanı; var yazan-çizen
Hoş geldiniz Yozgat’a, sayın Valim.
Festivalimiz var, adı: “Sürmeli”,
ÖNAL’dan kaldı, doğru söylemeli
Kaplıcası çoktur, gezip görmeli
Hoş geldiniz Yozgat’a, sayın Valim
Namı diğer “Bozoklu” derler bize,
Harpte düşmanlar bir bir gelmiş dize
ATATÜRK’ten kaldı meşhur vecize
Yiğit diyarına sefa geldiniz.
HAKKI” der ki; halkı merttir Yozgat’ın,
Tek emeli, hizmete hizmet katın
Gelişip- kalkınmaya imza atın
Hoş geldiniz Yozgat’a, sayın Valim.
Hakkı Yurtlu 10.02.2003
Nasıl Unutayım Akdağ’ım Seni
Tatilcilere mesken; yaylaların, ormanın,
Ne mutlu sana ki, açıldı Yüksekokul’un,
Özlüyorum seni, unutamam ki, AKDAĞ’ ım…
Ağacın var, üstelik sahipsin de madene,
Simli kurşun ile başlayıp, geldin bu güne,
Tekke’den şöyle bir baktım da geçenler yine;
Yeşile bürünmüştün, hep öyle kal AKDAĞ’ım…
Gurbetçilerin dönecek, eski yuvasına;
Elveda diyecek artık; gurbete, Alman’a,
Böyle hizmet varken, hasret kalır mı vatana,
Gurbetçilik kaderin değildi ki, AKDAĞ’lım…
Ekol olmuş ülkeme,Tüfekçi’nin NİDA’sı
Yurdun her yanında var; namı, ünlü siması
Havası yeter, ne güzeldir; nusret yaylası
Tarihler seni nasıl unutur ki, AKDAĞ’ım…
Baharda, yeşilin bir başkadır; kışta kar’ın,
Yeşilliğin bağrından serin eser rüzgarın,
Boğaz yakar, ormanındaki o berrak suyun,
Velhasıl toprağın, suyun; bambaşka AKDAĞ’ım…
“Hakkı” der ki; gurbet eldeyim, hasretim sana;
Mürüvvetli insanına; suyuna, havana,
Uzak olsam da, yine gönlüm hep senden yana
Selam sana AKDAĞMADENİ, selam AKDAĞ’lım…
Hakkı Yurtlu
Bizim Bağ Harab olmuş
Bir bağımız vardı bizim, hey dostlar,ötegeçede,
Üzümleri tatlı, toprağı verimli…
Hele bahar gelmeye görsün bir…
Gözünü açar, budardık çubuklarını…
Bellemesi bir başkaydı zaten…
Budanan çubukları odun yapardı annem..
Üzüme dolunca çubuklar;
Bir başka olurdu bakışlar
Dallara söykerdi salkımlar…
Hey gibi bizim bağ hey
Güz gelince bağ beklerdi küçükler.
Eski elbise takılırdı dallara,
Bir de ateş yakılırdı akşam dönüşünde..
Üzümleri, tilkiler, yemesin diye,
Aylarca beklenen bağ bozumu başlardı,
Bir hareketlilik yaşanırdı bağ yolunda,
Kuş cıvıltıları terkederdi yerini bizlere.
Tenekelerle, sepetlerle toplanırdı;
Salkım salkım üzümler…
Kağnılarla getirirdik üzümleri köye, havtlarda ezilirdi üzümler.
Pekmez toprağı getirirdik ocaktan,
sabaha kadar pekmez kaynardı;
teştlerde, kulplu kazanlarda.
Tandırda sabahlardı, nineler, anneler!…
Yıllar sonra köye gitmiştim ziyarete..
Haydi… Bizim bağa gidelim dedim anneme;
bir başka baktı annem gözlerime…ifade etmekte zorlanıyordu sanki,
gözlerinde yaş belirdi, hüzünlü hüzünlü:
“Bizim bağ…Bizim bağ harap oldu ey oğul” dedi…
Şöyle bir daldım maziye….tâ yıllar öncesine döndüm…
Oysa ki , bir başkaydı o yıllar…Heyhat!…
Üretmek… üretken olmak, ne güzeldi sahiden…
Kırmadı beni annem, yine gittik bizim bağa.
Birkaç kara kütük…Bir o kadar da çubuk gözüküyordu…
bir tek , “Armut Ağacı” kalmıştı ; harap olan bağa inat.
“Bağ harap olduysa, BEN varım” diyordu sanki…
dallar meyveye dolmuştu, başlar yere eğikti..
ürün vermenin zevkini çıkarıyordu…bizim bağın bekçisiydi O…
Bizim bağ harap olmuştu;Kuşlar da yoktu, tilkiler de!…
Derin bir sessizlik almıştı bizim bağı
Ey oğul! Şimdiki nesil hazırcı, zahmete katlanan nerdeee?…
yok artık; ekşiye, pekmeze hasretiz,
Ne idiğü belirsiz pekmeze mahkumuz diyordu annem.
İki gözlerimiz de iki çeşme olmuştu..
Ama, bu göz yaşları çare üretmezdi;
harap olmuştu bizim bağ
Bizim bağ harap olmuştu.
Bir bizim bağ mı? Hayır… hayır!…
bütün bağlar böyleydi bizim köyde….
Elveda bizim bağlar…Elveda bağcılık!…Elveda.
Ellerimizde kaynattığımız; pekmezler, ekşiler…
Büyük sözü dinlememişti, pişmandı; genç nesiller.
kuşlar ötüşmüyor, tilkiler koşuşmuyordu artık,
Bizim Bağın Dere yalnızlığa itilmişti.
Belliydi zaten;
Bakılmazsa dağ olur demişti; Rahmetli dedem…
Öyle oldu gerçekten!…
Bizim bağ harap oldu velhasıl!….KÖRÜK KÖYÜ-Akdağmadeni-YOZGAT
Yazar: Hakkı YURTLU-
