Hep gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim önüme her seferinde engellerin çıktığı huzur evi.  Kısmet dergi için gitmekmiş dedik ve 3 arkadaşım ve ben yola çıktık… Huzur evine girmek bazı bürokratik işlemler falan biraz zor oldu ama sonunda beklenen ziyareti gerçekleştirdik… Sorularımız fotoğraf makinamız alacağımız şeyler her şeyi planlamıştık ve 75.yıl huzur evine adımımızı attık… Hiç bu kadar heyecanlanacağımızı düşünmemiştim. Ama kapıdan girdiğimiz andan itibaren kalbim yerinden fırlayacakmış gibi oldum. Merve ile birlikte ilk bulduğumuz yere oturduk ve artık düğmeye bastık ve başladık.İlk olarak sorularımı çıkarmayı düşündüm fakat sohbet öyle koyuydu ki ben sormadan sohbet içinde sorularıma cevap geliyordu.
Sabriye teyze, Bekir amca, güney teyze, Kenan amca, Hafize teyze, Cafer amca… Hepsinin ayrı ayrı hikâyeleri var. Bazılarının güzel bazılarının hüzünlü… hepsi ile tek tek sohbet ettik.o kadar güzel sohbet ediyorlar ki o kadar iyi niyetliler ki insanın yanlarından kalkası gelmiyor.hepsi huzur evinden çok memnun burada onlara çok iyi bakıldığını söylüyorlar hatta burada oldukları için çok şanslı olduklarını düşünüyorlar.sinema, koro, dikiş kursu hepsi varmış.yemeklerden de çok memnunlarmış.bazıları eşi ile bazıları tek kalıyorlar.ilk olarak Bekir amaca ile sohbet ettik..Bekir amcanın iki oğlu varmış ama doğduktan hemen sonra bazı nedenlerden dolayı ikisini de kaybetmiş.eşi de iki çocuğunun vefatına dayanamamış ve iki sene sonra kansere yakalanıp eşi de ölmüş.
           Bekir amcanın bu hikayesi bizi çok etkiledi.Bizim gelmemize ve kendisi ile sohbet etmemize çok sevindi.Daha sonra yanında oturan Ali amca ile sohbet etmeye başladık ali amca hastaneden yeni çıkmış beyin enfeksiyonu geçirmiş.(geçmiş olsun Ali amca) .huzur evinde eşi ile birlikte kalıyormuş.çocukların okumasını çok seviyor ali amca bana o kadar çok nasihat etti ki bana verdiği öğütler nasihat değil de sanki hikaye gibi geldi sohbet o kadar güzeldi ki anlattıkları verdiği öğütleri hiç unutamıyorum.ali amcanın oğlu ODTÜ de proföser …önce çocuklarım demiş ve bütün hayatını çocuklarının okuması için harcamış.60 yıldır da Sabiha teyze ile hayatı paylaşıyor.beraberce çocuklarını okutmayı başarmış güzel bir çift .sohbetlerine doyum olmadı ama sohbet edeceğimiz çok kişi var daha ..yolculuk devam ediyor..
           Şimdide yolculuğa Hafize teyze ile devam ediyoruz.hafize teyzenin üç çocuğu var yetmiş sekiz yaşında ama bir görseniz sanki elli beş yaşında gibi gözüküyor.hafize teyzenin de hüzünlü bir hikayesi var seksen dokuz yılında eşi vefat etmiş en büyük kızı emes hastalığına yakalanmış ve şuan başka bir huzur evinde kalıyormuş diğer iki çocuğu da eşlerinden boşanmış biraz zor durumdalarmış. Hafize teyze bana net olarak ailesinin dağıldığını anlattı.Ama o kadar tatlı ki bunca acının içinde acılara karşı ayakta kaldım der gibi bir havası vardı…
           Yolculuğuma Cafer amca ile devam ediyorum.Cafer amca ile fazla sohbet edemedim ama onunla geçirdiğim o on beş dakikanın bile nasıl geçtiğini anlamadım sohbet edemememizin sebebi Cafer amcanın kulaklarının duymaması…buna rağmen biraz sohbet ettik.Cafer amca için önemli olan tek şey yemeklerJ.yemekler güzel olduğu için huzur evinden çok memnunJtek sıkıntısı da sohbetlere katılamaması kulakları duymadığı için sohbetlere katılamıyormuş bu onu maalesef çok üzüyordu…
           Yolculuğuma güney teyze ile devam ediyorum.güney teyze hiç evlenmemiş 70 yıllık hayatını yalnızlığı ile paylaşmış.şimdi kimsesi olmadığı için artık bu yaşta yalnızlık zor olduğu için huzur evinde kalmayı tercih etmiş.arda sırada dostlarının ziyarete geldiğini söylüyor.ne diyelim inşallah buradaki arkadaşları ona 70 yıllık yalnızlığını unutturur.yolculuğumuzu çok ama çok güzel iki insan ile devam ediyoruz.
           Aysel teyze ve Nezihe teyze…ikisinin de hikayesi birbirinden farklı.Nezihe teyzenin eÅŸi on iki yıl önce vefat etmiÅŸ altı senedir huzur evinde kalıyor ama buradan hiç memnun deÄŸil yemekleri ve arkadaÅŸlıkları sevmiyor daha doÄŸrusu hiçbir ÅŸeyden memnun deÄŸil.somurtkan bir teyzemiz ona raÄŸmen ben onu da çok sevdim.Aysel teyze ise kırk dokuz yıl önce iki sene süren bir evlilik yapmış ve o zamandan beri hiç evlenmemiÅŸ.ayrıca eski eÅŸinden de hala haberleri alıyormuÅŸ eÅŸinden pek iyi bahsetmiyor ve hiç sevmiyor çünkü ÅŸuan eÅŸi evli…ziyaretine de ÅŸuana kadar maalesef kimse gelmemiÅŸ.ama dikkatimi çeken ÅŸey Aysel teyzenin her ÅŸeye raÄŸmen çok bakımlı ve güzel kalması çok süslü bir teyzemiz..
           Sıra geldi Kenan amcama daha doğru dedeme çünkü Kenan dede tam doksan altı yaşında…Atatürk’ü görmüş konuşmuş hatta ikinci cihan harbinde yedek subaylık yapmış. Bunu duyduğum anda hemen kendisinden bana Atatürk’ü ve onun zamanında neler olduğu anlatmasını istedim. Çünkü karşımda o zamanlardan kalan canlı bir tarihi eser varmış gibi düşündüm kitaplardan okumaktansa görmüş geçirmiş bir insan dinlemeyi tercih ederdim. Kenan dede beni kırmadı ve başladı anlatmaya… O kadar güzel anlattı ki dinlemekten müthiş keyif aldım. En son bana ‘dünya da herkes lider olabilir ama kimse ATATÜRK gibi lider doğamaz’ dedi. Bu sözü o kadar etkiledi ki beni Atamız hakkında öğrendiklerime bir yenisini ekledi.
      Daha birçok kiÅŸi ile sohbet etmek isterdim ama maalesef süremiz kısıtlıydı. Åžunu söyleyebilirim ki orada geçirdiÄŸimiz iki saatin nasıl geçtiÄŸini ben ve arkadaÅŸlarım hiç anlamadık. O kadar sıcak insanlar ki o kadar tatlılar ki bunu yazıya dökmek imkansız hani derler ya anlatılmaz yaÅŸanır öyle bir durum.sohbet bittiÄŸinde biz gidiyoruz dediÄŸimizde o tatlı suratları hemen yerini hüzne bırakıyor.ben bundan ÅŸunu anladım ki oradaki ninelerimiz dedelerimiz sohbete ziyarete susamış insanlar…onlar bizi oraya bir görev için deÄŸil kendilerini görmek ve sohbet etmek için gelmemizi istiyorlar.inanın bana oraya gidince hiç piÅŸman olmayacaksınız ve hatta iyi ki gitmiÅŸiz diyeceksiniz.onlar bizi bekliyorlar yalnızlığı deÄŸil.lütfen onları yalnız bırakmayalım bir yerlerde bizleri bekleyen dedelerimizin ninelerimizin olduÄŸunu unutmayalım.benden yazıma bir mesaj eklememi istediler.oradaki herkesin mesajı ÅŸudur: ‘anne ve baba size verilen en büyük nimettir.onlara iyi bakın…sakın deÄŸerini onları kaybedince anlamayın geç olmadan kıymetlerini bilin’ dediler.lütfen bu mesaja kulak verelim….Â
Â
 NOT:
Huzur evinde bizi çok iyi karşılayan personele ve
Aysel hocama teşekkürler…
     Â
                                                                                          EBRU YILDIRIM
                                                                                            2010-Şubat
Â
                      Â
