Bu yazı Yozgatlı Hemşehrilerimize

10 Şubat 2011 Yazan yasarturk

Yozgat İLERİ Gazetesi’nden Akdağmadenli Tarık Yılmaz beyden

Üşüyorum,Hasret ağır bastı üstüme, Oynuyor yerinden köşe taşlarım, Öyle bir gariplik sardı ki yüreğimi, Dokunsalar boşanacak gözyaşlarım…, Allah rahmet eylesin,  Abbas Sayar’ın bu dizeleri Yozgat’ın gurbet dolu yüreğini yansıtmış sanki.
Gurbet bizim kaderimiz olmuş çıkmıyor.
Kader ki ne kader, al sümbüllü kader.
Babaların çekip gittiği dünyada çocuklar hep yetim kalmış Yozgat’ta.
3-5 yılda bir ya gelir gelmez bir babaya hasret çocuk nasıl büyürse öyle büyüdü Yozgatlı.
Bu gün de göçüyor Yozgatlı.
Ama ne göç.
Köyden kente, kentten daha ötelere.
Göçün rakamı son iki yılda: 6-7 bin…
Daha önce de konuşmuştuk hatırlarsınız. Yozgatlı hızla göçüp gidiyor buralardan.
Göçün sebebi belli, fazla söze ne hacet: umutsuzluk!
İnsanın umudu yoksa ekmeği zaten yok demektir.
Ocağı tütmeyen ev virane, işi olmayan insan umutsuz kalmış demektir.
Siyah beyaz yıllarda göçüp gidenler bu gün büyüdüler çok büyüdüler.
Yozgat’ta büyüyemediler ama dışarıda, gurbette öyle büyüdüler ki atalarının yapamadığını yapıp Viyana’yı da kuşattılar, fethettiler adeta. İleri Gazetesi’nde Viyana’daki Yozgatlıları daha önce de konuşmuştuk.
Gurbeti vatan yapan, Viyana’da 40 bin nüfuslu bir Yozgat kuran Yozgatlıların başarısı göğsümüzü kabartıyor.
Bir zamanlar ellerindeki nasıra hasretlerini gömüp, canlarını geride bırakıp umut aramaya gidenler bu gün orada büyük yerlerdeler.
Onların garip, kasvetli, hüzünlü, gözleri nemli hallerini hayal edince, bu günlere nasıl geldikleri, neleri başardıklarını çok daha iyi anlıyorum. Bu gün buradan başta Viyana olmak üzere dünyanın, Türkiye’nin neresinde yaşıyorsa tüm Yozgatlılara seslenmek, haykırmak istiyorum… İstemeye istemeye gittiğiniz gurbet ellerde verdiğiniz mücadeleyi yaşamadan anlayamayız elbette.
Ama bu gün biriniz işadamı, biriniz bürokrat…Artık Viyana size değil siz Viyana’ya gurbet olmuşunuz.
Başınızın dikliği bizim gururumuz…Ama bu gururu topraklarınızda yatırım, topraklarınız da hatır, topraklarınız da dikili bir fidana dönüştürmek sizin boynunuzun borcu.Size kucak açmak da bizim görevimiz.
Yatırımlarınıza, hemşericiliğinize, sıcak bir muhabbetinize o kadar çok ihtiyacımız var ki…Siz göçerken Yozgat göçüyordu…
Sizden sonra nesiller geldi geçti, hala göçüyor Yozgat.
Hala kaderi gurbet olan nesiller doğuyor topraklarımızda.
Aynı yoldan sizde geçtiz, göçün, hiç bilmediğiniz yaban ellerde gurbetçi olmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirsiniz.
Akdağmadenli, Sorgunlu, Çayıralanlı, Yerköylü….
Yozgat’ın dört bir yerinden gidip, oralarda kader birliği yapmış, ortak kaderin insanları olmuşunuz.
Gelin Yozgat’ın yarınlarını birlikte düşünelim.
Tutun bu şehrin elinden, yalnız ve çaresiz bırakmayın.
Sadece Viyana değil, Hollanda, Almanya, İngiltere,
Türkiye’nin dünyanın neresinde Yozgatlı varsa…
Son birkaç yıldır oluşturulan sinerjiye, köprüye hep birlikte el atalım.
Aslında istemek hem başlangıç hem de bitiş.
O bitişin adı da ekonomik ve sosyal yönden gelişmiş,
Babaları gurbette büyümeyen çocukların yetiştiği,
Göçün girdabıyla savrulmuş ailelerin toprağına döndüğü,
Çiftçisi gülen, toprağı yeşeren, o toprakta doyasıya yaşayan Yozgat demek…
Biz de varsa bir vefasızlık, işte onu umutsuzluğumuza ve çaresizliğimize bağlayın.
Oradan burası nasıl gözüküyor bilmiyorum ama, şunu söylemek istiyorum;
Bizler burada sizlerle her zaman gurur duyuyor, her zaman isminizi anıyoruz.
Viyana’yı fetheden, Yozgatlılığı ile Türk bayrağını şerefiyle temsil eden siz Yozgatlılar.
Biz buradayız, sizi, hemşerilerimizi bekliyoruz, kapılarımız sonuna kadar açık.
Bu kentin yöneticisi de, köyündeki çiftçisi de sizleri Yozgat’ta görmekten mutluluk duyar.
Gelin birlikte olalım, bir olalım…

kendisine teşekkür ederim.



Yorum Yapın

advertisement